21 Nisan 2009 Salı

20.04.2009 kuzum aşkım 1 yaşındaa





Oğlumun doğum günü bugün...
Ömrümün anlamlandığı gün bugün.. Gözlerim dolu dolu, şükür edicem ömrümün sonuna kadar...

Bugün sen doğalı 365 gün oldu çıtırığımm..
Anne olmak, yüreğinin yarısını sen nerdeysen orda koyup yürümek demek. Anne olmak, tüm acemiliklere, tüm çelişkilere, tüm yorgunluklara, tüm dayatmalara inat bir küçük insana bir büyük dünya kurmaya çalışmak demek.
Anne olmak, hep çalışmak, az uyumak, çok düşünmek, çabuk sevinmek, birden ağlamak, yüreği kabarmak demek. Anne olmak, biraz çocuk - biraz kadın, biraz olgun - biraz çılgın, dünyaya meydan okumak demek.
Adının anlamı gibi yüce olasın oğlum, varoluşum…
İkimizin de doğum günü bugün, kutlu olsun…
iyiki doğdun kuzum iyiki beni anne olarak seçtin sen benim herşeyim yaşama sevincimsin annemm
ömrün boyunca hep böyle güleryüzlü olursun yüzünden gülücük eksik olmaz inşallah gözünden akan tek damla yaşa ömrümü feda ederim kuzum..
1 sene önce bugün hayatımıza girdin ve babanla beni dünyanın en mutlu insanı yaptın İYİKİ DĞDUN İYİKİ BİZİ AİLEN OLARAK SEÇTİN KUZUM SENİ ÇOK AMA ÇOOK SEVİYORUZ..

ANNEN...

18 Nisan 2009 Cumartesi

koridor futbolu bizim için başlamıştır.. :)


Video paylaşmıyorduk sanırım pek sitemizde, ancak artık daha fazla video paylaşmayı düşünüyoruz..

Bekle bizi Galatasaray alt yapısı, her iki ayağına da hakim olan paşamız, daha yürümeye cesaret etmeden futbol oynamaya çalışıyor ;) annesi bu durumdan pek memnun değil ancak koridor futbolu bizim için bu dakika itibariyle başlamıştır.

Can böyle feda edilir..


CAN BÖYLE FEDA EDİLİR

(Bir doktorun başından geçen gerçek bir hadise)

Yıllar önce hastaneye ağır hasta bir kız çocuğu getirilir. Tek hayat şansı 5 yaşındaki erkek kardeşinden yapılması gereken acil kan nakli imiş.

Küçük oğlan aynı hastalıktan kıl payı kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden antikorlar meydana gelmişti.

Küçük kardeşe durum münasip bir dille anlatılır ve kanını ablasına verip vermeyeceği sorulur. Küçük oğlan bir an duraksayıp düşündükten sonra derin bir nefes almış ve eğer ablam bu hastalıktan kurtulacaksa seve seve kanımı veririm doktor amca demiş.

Kan nakli yapılırken ablasının gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyormuş. Bu arada ablasının yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamış, ama kendi yüzü ise giderek soluyor ve gülümsemesi gittikçe yok oluyormuş. Bir yolunu bulup titreyen bir sesle doktora sormuş.

Doktor amca ablam yataktan kakmadan hemen şimdi mi öleceğim ben ?

Bu minik yavru kanını verince ablasının yaşayacağını kendisinin ise öleceğini zannetmiş.

17 Nisan 2009 Cuma

Hüseyin,Ayşe ve Emine'ye..


Unutulmadınız..

Biz izlediğimizde çok duygulandık.. şimdi aramızda olmayan aile büyüklerimize olan sevgimiz ve onlara olan hayranlığımız hala devam ediyor.. Mutlaka boğazınızda birşey düğümlendirecek anlardan biri bu film..



bense 102 yasindayim! - from on Vimeo.

Bu hakkında birçok kötü şey duyduğumuz coca cola'nın reklam filmi.. ancak içindekiler ve anlattıkları bizi çok duygulandırdı.. 102 yaşındaki ihtiyar amcadan oğlumuzun öğreneceği çok şey var, tıpkı bizim büyüklerimizden öğrendiğimiz gibi..
ilk önce Sevmeyi..
HÜSEYİN YÜRÜKLER, AYŞE YILMAZER VE EMİNE KASAP'A..

16 Nisan 2009 Perşembe

Cedric artık 9 yaşına girsin diyenler ?


CEDRIC,
Bu ufaklık en sevdiğimiz çizgi film kahramanlarından, sadece paşamızın da değil hani, "8 yaşındayken hayat gerçekten zordur" cümlesi ise yıllardır eskimiyor ve bi o kadar da hoşumuza gidiyor :) sarı saçlı zeki çocuk cedric bazen yaşından beklenmeyen cümlelerin kahramanı, bizim ufaklıkların hangisi kendinden beklenmeyen ve daha büyükmüş gibi şeyler yapmıyor ki? Ailemizin kahramanı çılgın ufaklık :)chan'e de deli gibi aşık, biraz kafası karışıyor ama..

15 Nisan 2009 Çarşamba

Mehmet Çavuş'tan er ryan'a mektup


19. yy’da tüm Dünyayı sömürgeleştiren, uçsuz bucaksız topraklarda köle ve maden kaynaklarına sahip olan Akrabalarınız, yanlarına İskoçları, İrlandalıları, Avusturyalıları, Yeni Zelandalıları, Gurkaşları, Fransızları, Senegallileri alarak 500 bin kişi ile üstümüze çullandılar. Son beş yılında Balkan savaşlarında,Kafkaslarda, Süveyşte savaşmış yorgun, biçare ve yoksul ordumuzun, Yozgatlı, Çankırılı, Trabzonlu, İstanbullu, Edirneli kızanlarımızın karşılarına avuç içi kadar bir yarımadada dikildiler.

Dünya tarihinin en eşitsiz ve en eşsiz savaşını yaptık. 25 Nisan 1915’te başlayan kara savaşının ilk dört günü diğer 8 aya bedeldi. Düşmanı ilk karşılayan 27. Alay ve komutanımız Şefik Aker’le, 57. Alay ve komutanımız Mustafa Kemal’di. İlk karşılaşmada 4000 askere karşı 30 kişi savunma yaptık..

Öyle biçare, öyle yoksul, öyle çaresizdik ki! bugün Avusturalya müzesinde sergilenen bir topumuz için şöyle bir yazı vardır; Önünden geçmekte olduğun top Türklerin l. Dünya Savaşı’nda ne kadar zaruret içinde olduğunu gösterir. Çünkü bu topu Türkler, Kafkasya Cephesi’nden, Süveyş’e sürmüş, Süveyş’ten Çanakkale’ye işte biz de bu topu Çanakkale’den Avustralya’ya getirdik…

İngilizler bu savaşta bazı komutanlarının yazdıkları anılarla övünerek, yapılan çıkartmayı milli bir bayram gibi anarlar ve anlatırlar. Örneğin, bir İngiliz komutanı Conkbayırı tepesindeki bir makineli tüfeği nasıl ele geçirdiklerini abartarak ve kahramanlığı bol keseden atarak anlatırken, 2 saat sonra makinelinin biz Türkler tarafından nasıl ellerinden alındığını yazmamıştır.
Daha ilk günden itibaren göğüs göğse başlayan bu savaşta 27. Alay komutanımız Şefik Aker’le 57. Alay komutanımız Mustafa Kemal; Alman Liman Paşa’nın ve Enver Paşa’nın yanlışları yüzünden binlerce askerden oluşan canilere karşı 3-5 kişiye kalıncaya kadar o kanlı mücadeleyi vermiştik. Bombasız, topsuz, mermisiz alaylarımıza sürekli cesaret ve yiğitlik telkin edilmişti. Mustafa Kemal Paşa’mızın 57. Alaya: "Size ölmeyi emrediyorum. Siz ölürken arkadan birliklerimizin yetişmesi için zaman kazanacağız." dediği Avusturalya’daki müzede yazılıdır. Avusturya’daki Gelibolu müzesinde sergilenen 57. Alay’ın sancağının önünde şu sözler yer alır: "Ey ziyaretçi, önünden geçmekte olduğun sancak, dünya müzelerinin en nadir esiridir. Çünkü bu sancak dünyada esir edilen tek Türk sancağıdır. Bütün alay şehit olduktan sonra bu sancak bir ağaca dayalı bulunmuştur." Mermileri bittikten sonra, elleri ve süngüleriyle göğüs göğüse savaşan bu alayımızın tüm askerleri şehit olmuştur.

Topu tüfeği olmayan, arkadan takviyesi gelmeyen, süngüsünden başka cephanesi olmayan askerleri, Mustafa Kemal’in dünyanın en mekanize birliklerinin üstüne gönderebilmesi dünya savaş tarihinde eşşiz kahramanlıklara örnek olan Çanakkale Savaşlarının kaderini tayin etmiştir.
Komutanlarımızın anılarında; "uçarak düşmana hücum ettiler, Conkbayırı tepesinde düşmanı kovalarken uçarak havada öldüler!" diye söz ettikleri Mehmetçiklerin, komutanlarına; yaralıyken bile biraz daha savaşmak için yalvardıklarını anılarda okumak mümkündür.
Conkbayırı’na ,Anafartalar’a öylesine bomba yağıyordu ki tek bir otun, tek bir böceğin canlı kalması mümkün değildi. Ama paramparça edilen siperlerimizde askerlerimiz yerin altından fışkırırcasına çıkarak İngilizlerin aklını alıyordu. Günlerce Conkbayırı’na tırmanamayan düşman, her yeri cesetle doldurmuştu. Çürümüş binlerce cesedin kokusuna dayanılmıyordu. Cesetlere üşüşmüş milyonlarca karasinek, bir bulut gibi çökmüştü. Bu sinekler, asker su içerken bile onun suyuna saldırıyor, mataralarla su içilmez oluyor ve tülbentte süzülerek su içilebiliyordu.
Bir tarafta konserveler, etler, çikolatalarla beslenen ama kırbaçlarla cepheye sürülen düşman kuvvetleri diğer tarafta baklaya, bulgura, açlığa talim eden Mehmetçik.
Cüceler, devler ülkesini tanımadan bu savaşa girdiler.Ölenlerimiz sedye göremeden öldüler.
Teneşire çıkmadan, tabuta girmeden gömüldüler.
Sarı yapraklar gibi, gözyaşları gibi düştük.
Salih, Recep, Ramadan ve Hasan Çavuşlarla Conkbayırı’nda, Anafartalar’da, Arıburnun’da demir yığınlarının altında kaldık.
O gece Anadolu’nun saçları ağardı. Kızılırmak ağladı. Kanlı Sırtta’ki top sesleri İstanbul’u salladı. Konya ürperdi. Ölüm’ün soğuğu Kars Kalesi’ne dayandı. Hücuma geçerken şehitlerimize köprü oldu cesetlerimiz.
Cehennemin kazanlarını başımızdan döktüler. Kahpece, şeytanca Afrikalı köleleri, zavallı Hintlileri karşımıza diktiler.

Şimdi bunlar hatıra.
Şimdi sabah!
Şimdi uyanma zamanı..
Uyanıyorum.
Uyanıyoruz.
57 Alay’ın alnının değdiği göklere doğruluyorum.
Doğruluyoruz.
Umudum: Ey Türk Gençliği’m!
Yarınım: Ey Türk Gençliği’m!
Güvenim: Ey Türk Gençliği’m!

Saroz’dan Anadolu’ya 93 yıldır rüzgar değil göğün rengine bulutuna karışıp o askerlerin ateşten nefesleri soluk soluk eser.
Gelibolu bugün bir coğrafya değil; cesetlerden, et parçaları ve çürümüş bedenlerden bir vatandır.
Çanakkale bir şehir değil, bağımsızlık için yazılmış bir destandır.
Yazan : Ali Arslan (Lüleburgaz'dan bir tarih öğretmeni)
Yayınlayan : Görünüm Gazetesi
Orjinal Adı: MEHMET ÇAVUŞ OSURSA ER RAYN GAZ OLAMAZ

kankalar


---------------------------------------------------------

Kankalarımız paşamızın ilk doğum gününde bizleri yalnız bırakmadılar, süpper hediyeleri de paşamıza çok yakıştı doğrusu.. iyi ki varsınız be kızanlar heeyy ;)



annemle filiz halam doğum günü hazırlıklarım için mutfaktalar, az sonra pastam geliyordu..



Derya teyzemle annem, babalar arabacılık oynarken onları bekliolar, koltuk süppermiş doğrusu.. alsakmı bi tane ?



Kankaylan go karttayız, bu kadar harika bişey olduğunu keşke daha önce farketseymişiz, stres atmak için ya maça ya go kart a artık, gürkan kanka 3 nolu aracıyla son hazırlıklarını yapıyor...



Kanka annadın sen onu ;)



Günayyyyy mustiii, aga süper bi ara buluşalım da yarış yapalım, gürkan beceremedi bu işi ;))))



oy oy oyyyyyy paşamın doğum gününde sefgilisi de yanındaydı tabi ki.. can feda size cannn..



minik prensesimiz, evimizin güzel kızı defnem doreyi hiç yannız bırakır mı sizce, fakat oyuncakları bi türlü paylaşamadık ;)



--------------------------------------------------------

PRENSESİMİZZ,CİCİ KIZIMIZ,GÜZEL ÇİÇEĞİMİZ DEFNEE VE DERYA'YLAN GÜRKAN :)KANKALARIMIZ, TE BU KIZANLARI BİZ ÇOK SEVİYUZ, KAFA RAHATLATAN AYNI ANDA AYNI ŞEYLERİ DÜŞÜNEBİLEN NADİR İNSANLARDAN OLAN GÜRKAN İLE DERYA ÇİFTİ O ÇITIRIK KIZLARINI DA HAYATA EKLEYEREK KOCAMAN DÜNYAYI VE BİZİ ÖDÜLLENDİRDİLER, SİZLERİ ÇOK SEVİYORUZ



GÜZEL BAYANLARIMIZIN YAKIŞIKLI EŞLERİ
GÜRKAN - MERT - GÜNAY KOLA REKLAMI GİBİ ÇIKMIŞ RESİM AMA
NASI KIZANLARA GENE YAKIYUUU YAKIYUUU


HE İŞTE KOCAMAN BİR KANKA PROFİLİ, O AN KANKALARIMIZ FİLİZ'LEN GÜNAY'IN DÜĞÜNÜNDEYİZ:)
SOLDAN SAĞA SAYALIM ŞİNDİ DE
MOSTİ, İKLİMA, FİLİZ, GÜNAY, MERT, NİLÜŞ,GÜRKAN, DERYA, TÜRKAN, GÖKHAN
GÜNİ'NİN DÜĞÜNÜNDEN OLAN BU FOTOĞRAFTAN BEŞ DAKİKA ÖNCE KENDİSİNE KERVAN SARAY OTELİN BAHÇESİNDEN KOPARDIĞIMIZ AYVAYI HEDİYE ETMİŞTİK TAKI TÖRENİNDE ;)


İŞTE O GÜZEL ÇİFT KANKALARIMIZ FİLİZ'LE GÜNİ.. GALATASARAYLI KANKALARIMIZ, CANLARIMIZ, İÇİNDEN GELDİĞİ GİBİ YAŞAMAYI BİLEN KANKALARIMIZ HİÇBİR ZAMAN SEVDİKLERİNİ YARI YOLDA BIRAKMAZLAR, SÖYLEMEDİ DEMEYİN BUNLARIN KIZANLARI DA BUNLAR GİBİ OLURSA DORUK EFE , DEFNE VE O YAKARLAR ORTALIĞI



HEY GİDİNİN DÜNYASI BE ZAMAN NE ÇABUK GİDİYU, HİÇBİRİMİZDE GÖBEK YOK [GÜNAY HARİÇ :)], BU FOTO KANKALARIMIZ DERYA İLE GÜRKAN'IN KINA GECELERİNDEN, UZUN SAÇLI ZİBİDİ BİLE KEYFİMİZİ KAÇIRAMIŞTI, ERTESİ GECE DÜĞÜNLERİNİN UNUTULMAZ ANLARINDAN BİRİSİ DÜĞÜN BİTİMİNDE NEHİR KENARINDA GECENİN KÖRÜNDE İÇKİ İÇİP ŞARKILAR SÖYLEYEREK EĞLENİRKEN PAT DİYE GELİNİ KUCAĞINA ALAN DAMADIN YANIMIZA GELMELERİ OLMUŞTU, HEY GİDİNİN DÜNYASI, BİRİMİZ EDİRNE BİRİMİZ ÇORLU BİRİMİZ LÜLEBURGAZ BİRİMİZ İSTANBUL'DAYIZ..


AHANDA O DÜĞÜNÜN SONUNDA HARİKA SESİYLE GECEYE NEŞE KATAN MUSTAFA (MOSTİ) VE EŞİ İKLİMA, YA BU İKLİMA BİZİ ÇOK GÜLDÜRÜYO A BE KIZANIM NASI SEN BÜLE BEYAAA, ÖZLEDİK SİZİ HEYY..


BURADA ADI GEÇEN HERKES İLE KARDEŞ GİBİ HATTA KARDEŞTEN ÖTEYİZ, SİZLERİ ÇOK SEVİYORUZ KANKALAAAAAAARRRRRRRR